Tıbbı Nebevi - Kökeni

Diyet, bitki terapileri, manipülatif terapi ve ameliyat gibi birçok farklı tekniği bir arada kullanan geleneksel yöntemdir.

Tıbbı Nebevi

Modern tıptan önceki bir tıp sistemidir. Tıbbı Nebevi kelimesi ayrıca Peygamber tıbbı diye bilinen Arap veya İslami tıp yerine kullanılmaktadır. Diyet, bitki terapileri, manipülatif terapi ve ameliyat gibi birçok farklı tekniği bir arada kullanır. Tıbbi Nebevi beslenmeden, hijyene, psikiyatrik tedaviye kadar tıbbi bakımının bütün alanlarını ve yönlerini kucaklayan bir sistemdir.

Tıbbı Nebevi aslında Arapça’dan doğrudan çeviriden kaynaklanan bir yanlış isimlendirmedir. Bunun nedeni ilk dönem Arap hekimlerinin temel bilgilerini Yunan tıbbından almasıdır. O vakitler Yunan tıbbı ve özellikle İmparator Markus Aurelius’u tedavi etmesiyle ünlü 2. yüzyılda yaşamış Yunan hekimi Galen’in tıbbı dünyanın en gelişmiş tıbbıydı. Ne var ki bu vakitten sonra İslami tıp alimleri birçok gelişme ve ilerlemeye imza atmış ve Arap tıbbını, tıp biliminin temel taşı haline getirmiştir. İslami tıp bir sürü alim yetiştirmiştir. Bu alimler tıp biliminin temel bilgi havuzuna birçok yeni bilgi eklemiş ve bugün Batı’da Yunan tıbbı olarak bilinen gövdeyi oluşturmuştur. Bu alimlerden bazılarının isimleri şunlardır:
  • El Tabbari (838 -870)
  • El Razi (841-926)
  • El Zehravi (930-1013)
  • Avikenna (İbni Sina, 980 -1037)
  • İbn El Haytam (960-1037)
  • İbn El Nafis (1213-1288)
  • İbn Haldun (1332-1395)
Tıbbı Nebevi'nin getirdiği tıbbi yenilikler arasında şunlar bulunmaktadır:
  • İbni Sina menenjit hastalığını öyle iyi tarif etmiştir ki aradan geçen 1,000 yılda bu tanıma çok az şey eklenebilmiştir.
  • İbni Sina nefesi güçlendirmek için tüp takma anlamına gelen entübasyon işlemini tarif eden ilk kişidir. Batılı hekimler bu yöntemi 18. asrın sonunda kullanmaya başlamıştır.
  • Kırıklar için alçı kullanımı Araplarda standart bir terapiyken Batı’da 1852 yılında yeniden keşfedilmiştir.
  • Katarakt ameliyatı yapılmıştır.
  • İbn El Nafis pulmoner kan dolaşımını keşfetmiştir.
  • Bağdat’da 931 yılında hekim lisansı kesin kurallara bağlanmıştır. Bu lisansa Hipokrat yemini ve bir doktorun yanında eğitim alma şartları eklenmiştir.
  • Bağdat’ta bundan 1,000 yıl önce bugünkü Amerikan İlaç İdaresi (FDA) benzeri bir ecza ve ilaç denetleme sistemi geliştirilmişti.
  • Batı tıp sistemi Arap sistemine dayanır. 19. yüzyıl gibi yakın tarihlere kadar Sorbonne gibi insanlar mezun olmak için İbni Sina’nın kitaplarını okumak zorundaydı.
  • Tıbbı Nebevi hastaneleri daha en başından beri din, cinsiyet, etnik köken ve sosyal statü farkına bakmadan hasta kabul ediyordu.  
  • Hastanelerde sınırsız su kapasitesi ve banyo müştemilatları vardı.
  • Matbaanın gelişmesinden önce hemen her konudaki yazılmış tıbbi eserlerden oluşan kütüphaneler vardı: Bağdat (80,000 cilt), Kordova (600,000 cilt), Kahire (iki milyon cilt) ve Tripoli (3 milyon cilt).
  • Bütün hastaneler hasta kaydı tutuyordu.
  • Cüzzamlılar için özel bir hastane açılmıştı.
  • 830 yılında Tunus’ta Kayravan hastanesinde çalışması için Sudan’dan hemşireler getirilmişti.
  • Yüksek ateşli hastalar için su ile soğutulan bir hava soğutma sistemi geliştirilmişti.
  • İbni Sina enfeksiyon öncesinde vücudun ‘yabancı maddeler’ tarafından zehirlenmesini tarif etmiş, İbn Hatima vücuda giren ‘küçük cisimlerin’ hastalığa neden olduğunu Pastör’ün mikropları keşfetmesinden epey önce anlatmıştı.
  • El Razi çiçek hastalığı ile kızamık hastalığını öyle doğru tarif etmiştir ki o günden bu yana tanıma yeni bir şey eklenmemiştir.
  • İbni Sina veremi bulaşıcı bir hastalık olarak tarif etmiştir.
  • İbni Sina anestetik kavramını oluşturmuş ve Araplar aromalar, narkotiklere batırılıp hastanın burnuna konan ilk ‘uyuşturucu sünger’i geliştirmiştir. Modern anestezi buradan çıkmıştır.
  • İbni Sina kanserin cerrahi tedavisini net bir şekilde tarif etmiş ve eksizyonun (bedenden kesip çıkarmanın) kökten ve eksiksiz olarak yapılması gerektiğini, vücut çıkıntısının, tümör yönünde uzanan damarların da alınmasını şart koşmuştur. Ayrıca gerek görüldüğünde bölgenin dağlanmasını tavsiye etmiştir ki bu yöntem bugün bile kullanılmaktadır.
  • İbni Sina, El Razi ve diğerleri tıp alanındaki son gelişmeleri başkalarıyla paylaşmak ve bilgi alışverişi için yıllık konferanslar düzenlemişlerdir.
Bir zamanlar dünya standartlarını belirleyen ileri bir tıbbi sistem olarak görülen Tıbbı Nebevi, bugün çok gerilemiştir. Bu durum Osmanlı İmparatorluğu'nun çökmesi ve halifeliğin etkisinin yitirilmesiyle ilişkilidir. Arap tıbbındaki gerileme İslami bilimlerin hemen her alanında görülen gerilemenin bir parçasıdır. Bununla birlikte bugün Tıbbı Nebevi hekimleri çeşitli hastalıkları bitkisel çarelerle ve manipülasyon teknikleri yoluyla tedavi etmeye devam etmektedir. Bugün İslam ülkelerinde modern tıp doktorlarını görmeye bütçesi yetmeyen birçok insan hala bu mahalli şifacılara gitmektedir. Ayrıca alopatik tıp yerine Tıbbı Nebevi tercih eden insanlar vardır, gerçekten de Tıbbı Nebevi çok daha az yan ve ters etkiye neden olmaktadır.

Tıpkı eski Yunan tıbbı gibi Arap tıbbında da mizaç teorisi vardır. Mizaç teorisi insanı ruhani, duygusal ve fiziksel bir varlık olarak görür. Bu teorinin temelinde dört mizaç vardır: Bunlar Dam (Kan), Balgam, Safra (sarı safra) ve Sauda (kara safra) tipleridir. Her biri ayrıca sıcak ve nemli (kan), soğuk ve nemli (balgam), sıcak ve kuru (sarı safra) ve soğuk ve kuru (siyah safra) olarak sınıflandırılmıştır. Her insanın kendine özgü bir mizaç profili vardır ve sağlıklı olmak için buna uygun davranılmalıdır. Eğer vücut zayıflarsa uyum bozulur ve hekim dengeyi tekrar eski haline getirmeye çalışmalıdır.Sağlığı eski haline getirme, perhiz, beslenme ve/veya bitkisel terapi, şişe çekme, kan alma, hareket, masaj yoluyla hastalıkları tedavi ederek yapılır. Hastaları tedavi etmek için kullanılan bitkiler ve maddeler hastanın mizacıyla uyumlu olmalıdır.

Tıbbı nebevi ayrıntılı bir teşhis sistemine sahiptir. İdrar ve dışkının gözlemlenmesi, kalbin ve nabzın dinlenmesi, gözlerin ve cildin gözlemlenmesi teşhis işlemleridir. Ayrıca sağlığı korumak ve hastalıkları uzak tutmak için önleyici bir sistem kullanır. Hijyen kurallarına kesin bir şekilde uyma, havanın, yiyeceklerin ve suyun kirlenmeden uzak tutulması, yeterli istirahat, egzersiz ve ruhani ihtiyaçlara kulak verme bu sistemin bir parçasıdır. Ayrıca kara kimyon ve adaçayı gibi bitkiler önleyici olarak kullanılır.
İlaçlar genellikle hekim tarafından veya bitki tedavisi konusunda uzman biri tarafından hazırlanır. İçerik genellikle bitkiler ve bal karışımından oluşur. Dikkat edilmesi gerekir ki burada kullanılan bal süpermarketlerde bulunan ve ısı işleminden geçirilmiş ballar değil, katıksız ve çiğ baldır. Arapça’da Hab El Baraka (kutlu tohum) denen çörek otu da çok kapsamlı olarak kullanılır. Çörek otu Asurlardan beri tarımı yapılan ve birçok hastalığa iyi gelen bir bitkidir. Çörek otu iyileştirici gücünü arttırmak için başka bitkilerle karıştırılır. Belli bir süre boyunca alındığı zaman bağışıklık sistemini güçlendirdiğine inanılır. Tıbbi araştırmalar çörek otunun kanser hücrelerin bölünmesini yavaşlattığına dair kanıtlar sunmuştur.
Günümüzün Tıbbı Nebevi pratisyenlerinin başarısı, eski ünlü alimlerin başarısının yanında çok sönük kalmaktadır ve geleneksel tıbbı bildiğini söyleyen kimi insanlar eğitim ve tecrübe açısından yetersizdir. Bununla birlikte birçok Arap ve Müslüman doktor, modern tıp eğitimi aldıktan sonra hastalarını İslami tıbba göre tedavi etmeye devam etmekte ve bu kadim sanatı öğrenmeye çalışmaktadır.

İslami tıbbın Tıbbı Nebevi diye bilindiği Hindistan’da geleneksel pratisyenlere sertifika veren bir Tıbbı Nebevi Araştırma Merkezi bulunmaktadır. Arap ülkelerinde Tıbbi Nebevi, yani peygamberler tıbbı diye bilinen bu sağaltım dalında esasen bitkiler, bal ve diğer arı ürünleri kullanılır.

Bu tür tedavinin bilinen hiçbir yan etkisi yoktur.
Tıbbı Nebevi'nin kullandığı ilaçlar zehirsiz olmaları ve yan etkileri vermemeleri nedeniyle seçilir. Tıbbı Nebevi modern bilimsel araştırmalara pek sık konu olmasa da, Müslüman ülkelerde hala çok popülerdir. İslami tıp alimlerinin rekorları modern tıbbın ışığında daha fazla değer kazanmıştır. Çünkü bu alimlerin başarıları modern teknolojiyle yarışacak düzeydedir.

Hindistan’daki Tıbbı Nebevi Araştırma Merkezi’nin yaptığı araştırmaların modern topluma özel bir faydası olması beklenmektedir. Tek bir örnek vermek gerekirse, geleneksel olarak uygulanan doğum kontrol yöntemleri, günümüzün kimyasal doğum kontrol yöntemlerinin aksine hiç yan etki vermemektedir.

Eğitim ve Sertifikasyon
Tıbbı Nebevi'de iki tür hekim vardır. Birincisi bitkileri karıştırıp ilaç yapıp dağıtanlar ve benzerleri, diğeri de hala araştırmalara devam eden tıp doktorları ve hekimlerdir. Suudi Arabistan, Riyat’ta Kral Abdülaziz Üniversitesi ve Umman’da Sultan Kabus Üniversitesi geleneksel bitkisel tıp hakkında araştırmalara devam eden okullardır. CCRUM (Hindistan’daki Araştırma Merkezi) Tıbbı Nebevi pratisyenleri için lisans vermekte ve araştırmalara fon sağlamaktadır.

Yorumlar

© 2013 alternatifterapi.com Tüm hakları saklıdır.