Alzheimer - Nedir

Alzheimer genellikle yaşlılıkta ortaya çıkar ve hatırlama, akıl yürütme ve planlama gibi bilişsel fonksiyonlarda azalma belirgindir.

Alzheimer

Alzheimer hastalığı (AH) en az altı ay süren, doğuştan mevcut olmayan ve günlük aktivitelerini engelleyecek kadar şiddetli zihinsel yetenek kaybı ile karakterize olan bir nörolojik hastalık olan demansın (bunama), en sık görülen şeklidir. Alzheimer genellikle yaşlılıkta ortaya çıkar ve hatırlama, akıl yürütme ve planlama gibi bilişsel fonksiyonlarda azalma belirgindir.

Alzheimer olan bir kişinin, zihinsel fonksiyonlarında genellikle bellekte hafif azalma ile başlayan; çalışmayı sürdürme, günlük yaşamı planlama, yürütme, muhakeme, egzersiz yapma ve karar verme yeteneğinde kayıplar ile devam eden, kademeli bir düşüş görülür. İletişim becerisi, ruh hali ve kişilik de etkilenebilir. Alzheimer olan çoğu kişi, teşhis konduktan sonra 8 yıl içinde hayatını kaybeder. Buna rağmen, bu süre bir yıl kadar kısa ya da 20 yıl kadar uzun olabilir. Alzheimer kalp hastalığı, kanser ve inmeden sonra yetişkin ölümlerinin dördüncü başlıca nedenidir.

Her ne kadar hastalık 40'lı ve 50'li yaşlardaki insanların çok azında gelişse de (bu, erken başlangıçlı Alzheimer olarak adlandırılır), Alzheimer ağırlıklı olarak yaşlıları etkiler. Alzheimer 65 ile 74 yaş arasındaki tüm insanların yaklaşık 3'ünü, 75 ile 84 yaş arasında olanların yaklaşık 19'unu, yaşı 85'in üzerinde olanların ise yaklaşık 47'sini etkiler. Kadınlar, erkeklere oranla Alzheimer'dan daha fazla etkilenir. Bunun nedeni, kadınların daha uzun yaşama eğiliminin, en çok etkilenen yaş gruplarındaki kadın oranının daha yüksek olmasına yol açması olabilir. Alzheimer olan kişinin bakım maliyeti önemli ölçüde yüksektir. ABD'de hastalığın seyri boyunca, bu rakam kişi başına yaklaşık 174 bin ABD doları olarak tahmin edilmiştir. Alzheimer olan insanların çoğu evde bakım alır; bakımevinde uzun süre bakım da, bu maliyeti önemli ölçüde ekler. 
Alzheimer yavaş yavaş, genellikle de kısa süreli hafıza kaybı ile başlar. Zaman zaman gerçekleşen hafıza kusurları herkeste görülür ve kendi başlarına bilişsel işlevde bir değişiklik anlamına gelmez. Alzheimer'lı kişide önce, araba anahtarlarını koyduğu yeri unutmak gibi sıradan hafıza kusurları başlayabilir; ancak sorun kişinin araba kullandığını dahi unutması gibi daha derin ya da rahatsız edici bir duruma ilerleyebilir. Hastalık ilerledikçe, kişinin kendi evinin yakınlarında dahi kaybolması ya da yolunu şaşırması ihtimali artar. Alzheimer olan bir kişi, aile üyelerinin isimlerini veya birini dinlerken cümlenin sonunu duyduğunda, başında ne söylenildiğini unutabilir. Alzheimer ilerledikçe, sıradan işleri gerçekleştirmede yetersizlik, yargı kaybı ve kişilik ile davranış değişiklikleri de dahil olmak üzere, diğer belirtiler de ortaya çıkar. Bazı hastalar, akşam saatlerinde uyumada güçlük, konfüzyon veya ajitasyon yaşayabilir. Alzheimer olan kişilerde bazen, perseverasyon olarak bilinen bir davranış olan aynı fikirleri, hareketleri, kelimeleri ya da düşünceleri tekrarlama görülebilir. Bazı hastalar uygunsuz cinsel davranışlar sergileyebilirler. Hastalığın son evrelerinde insanlar iletişim, mesane ve bağırsak fonksiyonlarının kontrolü ile yemek yeme konusunda ciddi sorunlar yaşayabilir.

Alzheimer Derneği (AD), Alzheimer'ın 10 uyarı işaretini şu şekilde listeler. Bu belirtilerin birkaçını yaşayan kişiler ayrıntılı bir değerlendirme için bir hekime görünmelidir:
  • Günlük iş becerilerini etkileyen bellek kaybı, 
  • Alışıldık işleri yapmada güçlük, 
  • Dil ile ilgili sorunlar,
  • Yer ve zaman dezoryantasyon (yer ve zaman kavramının kaybı),
  • Muhakeme yeteneğinde zayıflama ya da kötüleşme,
  • Soyut düşünme becerisinde güçlük, 
  • Eşyaları yanlış yere koyma, 
  • Ruh hali veya davranışlarda değişim, 
  • Kişilik değişiklikleri, 
  • İnsiyatif kaybı.
Geriye döndürülebilenler de dahil olmak üzere, diğer demans hastalıkları türleri de benzer belirtilere neden olabilir. Bu belirtilerin görüldüğü kişinin, belirtilerin başka bir nedeni olabileceği olasılığını tartabilecek bir uzman tarafından değerlendirilmesi önemlidir. İlk başta Alzheimer olduğu şüphelenilen kişilerin yaklaşık yüzde 20'sinde, başka bir bozukluk olduğu keşfedilir, bu bozuklukların yarısı da tedavi edilebilir hastalıklardır. 
Alzheimer'ın sebebi bilinmemektedir. Son zamanlarda yapılan araştırmalar, güçlü bulgular elde etmiştir ve bunlar aynı zamanda birkaç yeni deneysel tedaviye teorik olarak destek olmuştur. Alzheimer daha çok öğrenme, muhakeme ve hafızadan sorumlu beyin bölgelerindeki beyin hücrelerini etkiler. Alzheimer olan insanların otopsileri, beynin bu bölgelerinin iki anormal yapı olan nörofibriler yumaklar ve senil plaklar ile tıkanmış olduğunu göstermiştir. Nörofibriler yumaklar, sinir hücreleri ya da nöronların içindeki bükülmüş protein lifleri kitleleridir. Senil plaklar, nöronların bazı kısımlarını saran beta-amiloid tortuları denilen bir grup proteinden oluşmaktadır. Bu yapıların sorunlara tam olarak nasıl sebep olduğu açık olmasa da; bazı araştırmacılar bunların oluşumunun büyük olasılıkla, beyindeki nöronlar arasındaki normal iletişimi kesintiye uğratarak, zihinsel değişikliklerden sorumlu olduğuna inanmaktadır.

Plak ve yumak oluşumunu neyin tetiklediği, birkaç olası adayın bilinmesine rağmen, tam olarak kesin değildir. Gelişimlerinde beyin iltihabı rol oynayabilir ve steroid olmayan iltihap önleyici ilaçların (NSAID) kullanımının Alzheimera yakalanma riskini azalttığı belirtilmektedir. Kan akışının sınırlandırılması, sorunun bir parçası olabileceğinden, belki de diğer etkilerinin yanı sıra beynin kan akımını artıran östrojenin yararlı etkileri dikkate alınabilir. Serbest radikal denilen yüksek reaktif molekül parçaları, özellikle de serbest radikal hasarına karşı, her tür hücreye koruma sağladığı düşünülen koruyucu antioksidan desteği az olan beyin hücrelerine hasar verebilir.

Amiloid üretmekten sorumlu gen olan amiloid prekürsör, protein veya APP'de dahil olmak üzere bazı genlerin de Alzheimer'e neden olduğu ifade edilmiştir. Bu gendeki mutasyonlar, nispeten nadir görülen erken başlangıçlı Alzheimer türleri vakalarıyla bağlantılıdır. 2001 yılında bilim adamları, hastalığın nasıl geliştiği ve yeni tedavi olanakları üzerine yeni bir anlayışa yol açabilecek, yeni ve nadir bir APP geni mutasyonu keşfetti. Diğer erken başlangıçlı Alzheimer vakaları da, pre-senilin adlı başka bir protein genindeki mutasyonlardan kaynaklanır. AH, 21. kromozomun fazladan bir kopyasının var olmasından kaynaklanan Down sendromu olan hemen herkesi en sonunda etkiler. Diğer kromozomlardaki diğer mutasyonlar da erken başlangıçlı olgularla ilişkilendirilmiştir.

Potansiyel olarak en önemli genetik bağlantı, 1990'lı yılların başında 19. kromozomda keşfedilmiştir. ApoE olarak adlandırılan bu kromozom üzerindeki bir gen, nöron içine lipidler taşınmasında yer alan bir protein kodlar. ApoE en az üç biçimde - apoE2, apoE3 ve apoE4 -ortaya çıkar. Her insan, her bir ebeveyninden bir apoE devralır ve bu nedenle herkeste iki farklı türün bir kopyası ya da bir türün iki kopyası bulunur. ApoE4 taşımayanlarla karşılaştırıldığında, ApoE4'den bir kopya taşıyan insanlarda, geç başlangıçlı Alzheimer gelişmesi olasılığı yaklaşık üç kat, iki kopya taşıyanlarda ise yaklaşık dört kat daha yüksektir. Bu önemli bağlantıya rağmen apoE4 olan herkeste Alzheimer gelişmez ve apoE4 taşımayan insanlarda hastalık olabilir. ApoE4'ün Alzheimer gelişme ihtimalini neden yükselttiği bilinmemektedir.

Bir kişide Alzheimer gelişme olasılığını artıran çeşitli risk faktörleri vardır. En önemli faktör yaştır; daha genç olanlarla göre yaşı ilerlemiş kişilerde Alzheimer çok daha yüksek oranda görülür. Bir diğer risk faktörü de, ailede Alzheimer, Down sendromu ya da Parkinson hastalığı öyküsüdür. Kafa travması geçirmiş veya hipotiroidi olan kişilerde Alzheimer belirtileri daha hızlı ortaya çıkabilir. Alzheimer konusunda yüksek risk ile ilişkilendirilen başka bir tıbbi sorun yoktur. Pek çok çevresel faktörün Alzheimer'a neden olduğu ile ilgili şüpheler bulunmaktadır; ancak henüz nüfus araştırmaları, bu bağlantıları doğrulamamıştır. Bunlar arasında içme suyunda çevresel kirleticiler, ticari ürünlerden gelen alüminyum ve metal diş dolguları yer almaktadır. Bugüne kadar bu faktörlerin hiçbirinin Alzheimer'a neden olduğu ya da gelişme ihtimalini arttırdığı kanıtlanmamıştır. Pek çok araştırma, hala diğer zararlı çevresel etmenlerle Alzheimer arasında ilişki kursa da, bunlardan hiçbiri kesin biçimde tanımlanmamıştır. 

Teşhis
Alzheimer tanısı komplekstir ve tanının konulabilmesi için önce birkaç ay boyunca birkaç farklı uzmanın ziyaret edilmesi gerekebilir. Çoğu durumda güvenli bir ön tanı, tam bir testten sonra yapılabilse de, Alzheimer tanısı beynin otopsisinde senil plaklar ile nörofibriler yumakların incelenmesine kadar kesin biçimde konulamaz.

Alzheimer teşhisi eksiksiz bir fizik muayenenin yapılması ve tam bir tıbbi öykünün alınması ile başlar. Hastalığın erken aşamaları dışında, aile üyeleri ya da bakıcılardan kesin biçimde öykünün alınması esastır. Benzer zihinsel değişikliklere neden olabilecek reçeteli ve reçetesiz ilaçların olması nedeniyle, hastanın ilaç ve alkol kullanımının dikkatlice incelenmesi önemlidir.

Alzheimer-benzeri belirtiler aynı zamanda tümörler, enfeksiyon ve hafif darbeler (multi-infarkt demans) de dahil olmak üzere diğer sağlık sorunları nedeniyle de tetiklenebilir. Bu olasılıklar uygun kan ve idrar testleri, beyin manyetik rezonans görüntüleme (MRG) veya bilgisayarlı tomografi (BT), beyin elektriksel aktivite testleri (elektronsefalograflar EEG) veya diğer testler ile elenmelidir. 2001 yılında, araştırmacılar pozitron emisyon tomografisi (PET) taramalarının, kimlerde bellek bozukluğu gelişebileceğini tahmin etmede yardımcı olabildiğini kanıtlamıştır. PET taraması, nispeten yeni ve pahalı bir teknoloji olmasına rağmen, daha kolay kullanılabilir hale gelmektedir. Alzheimer tanısına yardımcı olmak ve hastalığın ilerleyişini takip etmek için kullanılan sözlü ve yazılı testler arasında mental durum, fonksiyonel beceriler, hafıza ve konsantrasyon testleri yer alır. Yine de, erken dönemde hastaların çoğunda nörolojik muayene normaldir. Teşhis sürecinin en önemli parçalarından biri, hastanın, depresyon ve deliryum için değerlendirilmesidir; çünkü bunların her biri Alzheimer ile birlikte mevcut olabilir ya da Alzheimer için yanıltıcı olabilir (Deliryum kişinin kendi çevresine farkındalık ve bilinçlilik durumundaki azalmadır). Yaşlılarda depresyon ve hafıza kaybı yaygındır. Bu ikisinin kombinasyonu genellikle Alzheimer konusunda yanılgıya neden olabilir. Depresyon, ilaçlarla tedavi edilebilse de, bazı antidepresanlar eğer varsa demansı kötüleştirerek hem tanıyı hem de tedaviyi daha komplike hale getirir. ApoE4 gen için genetik test vardır; ancak teşhis için kullanılmaz çünkü bu genden iki kopyanın olması bile kişide Alzheimer gelişeceğini kesinleştirmez. 
Alzheimer ilaçları nöronların iletişim becerisini iyileştirir. Bu ilaçlar, kavrayışı orta düzeyde artırabilir ve normal günlük yaşam faaliyetlerini gerçekleştirme becerilerini iyileştirebilir. Sık görülen yan etkiler arasında bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı, hazımsızlık ve deri döküntüsü bulunur. Donepezil karaciğer enzimlerini etkilemiyor görünmektedir ve karınla ilişkili yan etkileri daha azdır. Kadın seks hormonu olan östrojen de menopoz sonrası kadınlara osteoporozu önlemek için sıklıkla reçete edilir. Pek çok ön araştırma, östrojen alan kadınlarda Alzheimer oranlarının daha düşük olduğunu, ayrıca Alzheimer gelişen kişilerde hastalığın daha yavaş ilerlediğini ve daha az şiddetli belirtilere neden olduğunu göstermiştir.

Ön araştırmalar aynı zamanda düzenli olarak aspirin, ibuprofen (Advil) ve naproksen (Advil) gibi steroid yapıda olmayan iltihap önleyici ilaçları (NSAIDler) kullanan yaşlı kişilerde alzheimer gelişme riskinin daha az olduğunu, ancak asetaminofenin risk azaltıcı etkisi olmadığını ileri sürmüştür.  2001 yılında yapılan bir çalışma, en az iki yıl NSAID kullanan deneklerde, Alzheimer gelişme ihtimalinin yüzde 80 daha az oluğunu bildirmiştir. NSAIDlerin Alzheimer üzerindeki etkileri üzerine daha fazla araştırma yapılmaktadır. Parkinson hastalığının tedavisinde kullanılan bir ilaç olan selejilin, Alzheimer gelişimini yavaşlatıyor görünmektedir. Selejilinin bir antioksidan gibi hareket ederek serbest radikal hasarını önlediğini düşünülmektedir. Ancak aynı zamanda bir uyarıcı olarak da hareket ederek, serbest radikallerden korunma sağlaması ya da uyarıcı etkisi nedeniyle beyin aktivitesinde genel artışa bağlı olarak, Alzheimer belirtilerinin başlangıcında gecikme olup olmadığını saptanmasını zorlaşır. 

Depresyon, anksiyete, halüsinasyonlar (gerçekte var olmayan şeyleri duyma ya da görme) ve sanrılar (yanlış inançlar) gibi psikiyatrik belirtiler, gerekli durumlarda ilaçlarla tedavi edilebilir. 
Alzheimer olan bir kişi için tedavinin dayanağı, hasta için hem fiziksel hem de duygusal destek sağlayan günlük rutinlerin ve iyi bakımın düzenlenmesi ile devam eder. Emniyet ve güvenliğin artırılması için genellikle ev değişiklikleri gerekli olur. Bakıcının da desteğe ihtiyacı vardır. Alzheimer'ın doğru teşhisi ve tedavisinin yapılabilmesi için hastalığa yenilgiyi kabul etmeyen bir tavırla yaklaşan bir pratisyen tarafından sağlanan düzenli tıbbi bakım da önemlidir. Alzheimer olan kişiler genellikle depresif ya da kaygılı olur; uykusuzluk, kötü  beslenme ve genel anlamda sağlığın iyi olmamasından şikayetçi olabilirler. Bu koşulların her biri, belli bir dereceye kadar tedavi edilebilir. Alzheimer olan kişinin iyi beslenmesi ve egzersize devam etmesi önemlidir. Bir beslenme uzmanından tavsiye almak, sağlıklı ve kolay hazırlanabilir öğünlerin hazırlanması konusunda yararlı olabilir. Elle yenen gıdalar tercih edilebilir. Düzenli – ve gerekirse güvenlik için denetimli – egzersiz genel sıhhate faydalı olur. Takvimler ve saatler gibi yönlendirme desteği sağlayan basit araçlar ile sakin, yapılandırılmış bir ortam anksiyeteyi azaltabilir ve güvenliği artırabilir.
 
Diyet ve Takviyeler

Alzheimer'ın gerçekleşme sıklığı, vatandaşları düşük yağlı ve kalorili diyetlerle beslenen ülkelerde daha azdır. Alzheimer veya demans olan hastalarda, balık açısından zengin bir diyetin zihinsel fonksiyonları iyileştirdiğine dair birkaç rapor vardır. Esansiyel yağ asitleri ile tedavi edilen Alzheimer hastaların, plasebo alan hastalara göre duygudurum ve zihinsel fonksiyonlarında daha fazla düzelme görülmüştür. Hastalığı önleyici özellikleri nedeniyle, aşırıya kaçmadan kırmızı şarap içmek de Alzheimer hastaları için yararlı olabilir.
  • E vitaminiAraştırmalar, Alzheimer hastalarının kanındaki E vitamini düzeylerinin, yaş eşleştirilmeli kontrol deneklerininkinden daha düşük olduğunu göstermiştir. Orta derecede etkilenen Alzheimer hastaları üzerinde yapılan iki yıllık kapsamlı bir çalışma sonucunda, plasebo alan hastalara kıyasla günlük 2.000 IU E vitamini alımının hastalığın ilerlemesini önemli ölçüde geciktirdiği ortaya konmuştur. Bu gecikme, selejilin ilacı alan hastalarda görülen gecikmeye eşdeğer olmuştur. E vitamininin Alzheimer başlangıcını geciktirdiği de sanılmaktadır. Ancak yüksek seviyelerde E vitamini alımı, hastanın kanama bozuklukları riskini önemli ölçüde arttırmaktadır.
  • Tiyamin (B1 vitamini)Tiyaminin (B1 vitamin) Alzheimer üzerindeki etkinliğini değerlendirmek amacıyla birkaç küçük araştırma gerçekleştirilmiştir. 2–3 ay boyunca günlük 3 gram alınan tiyamin, zihinsel fonksiyon ve AD değerlendirme puanlarında iyileşmeye yol açmıştır. Ancak tiyaminin Alzheimer olan hastalar üzerinde hiçbir etki göstermediği başka çalışmalar da vardır. Yan etkileri arasında, mide bulantısı ve hazımsızlık yer alır.
  • Kobalamin (B12 Vitamini)Her ne kadar sonuçlar tartışmalı olsa da, bazı çalışmalar alzheimer hastalarının kobalamin seviyelerinin (B12 vitamini) diğerlerine göre daha düşük olduğunu göstermiştir. Bazı çalışmalar kobalamin takviyesinin alzheimer hastalarında hafıza ve zihinsel fonksiyonu iyileştirdiğini gösterse de, bazı çalışmalar hiçbir etki bulamamıştır.
  • Asetil-L-karnitin : Asetil-L-karnitin yapı olarak asetil-kolin nörotransmitere benzer. Çalışmalar günlük 2 ya da 3 gram asetil-L-karnitinin özellikle de hastalığın 66 yaşından erken başladığı kişilerde AH’nin ilerleyişini yavaşlattığını göstermiştir. Ancak, hastalığın 66 yaşından sonra başladığı kişilerde tedavi ile kötüleşme gözlenmiştir. Yan etkiler arasında iştahta artış, vücutta kötü koku ve döküntü yer alır.
  • DHEA: DHEA (Dehidropiandrosteron) bir steroid hormonudur. Yaşlılarda DHEA seviyelerindeki düşüş ile Alzheimer gelişimi arasında bir bağlantı olabilir. Alzheimer üzerinde DHEA’nın -eğer varsa- etkileri üzerine daha fazla araştırma yapılmalıdır. Yan etkileri arasında akne, tüylenme, sinirlilik, insomnia (uyuyamama), baş ağrısı ve menstrüel düzensizlik yer alır.
  • Melatonin: Melatonin, ruh halini ve uyku döngüsünü düzenleyen bir hormondur. Melatonin tedavisinin Alzheimer üzerinde etkileri bilinmemektedir ancak uyku döngülerini düzenlemede faydalı olabilir. Olağan doz yatmadan bir ila iki saat önce 3 mg’dır. Yan etkileri arasında uyuklama, kafa karışıklığı, baş ağrısı, cinsel istekte azalma ve vücut ısısında düşüş yer alır.
Bitkiler ve Çin Tıbbı

Gingko: Ginkgo biloba ağacından elde edilen öz olan Ginkgo, AD için en yaygın kullanılan bitkisel tedavidir. Ginkgonun, AH’nın tedavisindeki etkinliğini test etmek için pek çok araştırma yapılmıştır. İncelenen doz aralığı, günlük üçe bölünmüş 120 – 160 mg’dır. Her ne kadar sonuçlar karışık olsa da, hafif ile orta düzeydeki Alzheimer olan kişiler için etkinliğine dair kanıtlar vardır. Yaygın olmasalar da yan etkileri arasında baş ağrısı, alerjik deri reaksiyonu ve gastrointestinal rahatsızlık yer alır. Ginkgo aynı zamanda kan pıhtılaşmasını da azaltır. Pıhtılaşma ya da trombosit bozuklukları olan kişiler ginkgo kullanımından sakınmalı ve ginkgo kullanmadan önce mutlaka bir hekime başvurmalıdır.

Fitoöstrojenler: Hormon replasman tedavisi gören Alzheimer'lı kadın hastaların, zihinsel fonksiyonları ve ruh hallerinde iyileşme olduğunu gösteren bulgulara dayanarak fitoöstrojenler AH’nin tedavisinde faydalı olabilir. Östrojen AH’ndan koruyabilir, bu nedenle fito-östrojen de aynı etkiyi yaratabilir. Fitoöstrojenler, daha çok soya ürünlerinde bulunur.
  
Clubmoss: Huperzin A, clubmoss’dan (Huperzia serrata) elde edilen bir bileşendir. Çalışmalar günde 0.1-0.4 mg alındığında Alzheimer olan kişilerin zihinsel fonksiyonlarını iyileştirdiğini göstermiştir. Yan etkileri arasında bulantı, kas krampları ve ishal yer alır.
 
Terapiler
Müzik terapisinin Alzheimer ile ilişkili depresyon, ajitasyon, dalgınlık, yalnızlık hissi ve hafıza kaybının tedavisinde etkili olduğu görülmüştür. Alzheimer olan kişiler, sevdikleri müzikleri dinlemekten ve müzikle ilgili faaliyetlere katılmaktan fayda sağlamıştır. Bir müzik terapi grubuna katılmak, bir konuşma grubuna katılmaya nazaran hafızayı iyileştirme ve ajitasyonu azaltmakta daha etkindir. AH’nın psikolojik belirtilerinin tedavisinde faydalı bulunan çok çeşitli tedaviler vardır. Bu tedaviler şunlardır: 
  • Uyku döngüsü bozukluklarını iyileştirmek için ışık tedavisi
  • Dokunma, övgü ve şefkat gösterme yoluyla destek terapisi
  • Masaj ve aromaterapi yoluyla duyusal uyarı
  • Daha önceki ilgi alanlarına, sevilen yiyeceklere ve sevilen ortamlara uyacak faliyetler kullanan sosyo-çevresel terapiler
  • Olumsuz algıları azaltmak ve baş etme stratejilerini öğrenmek için bilişsel terapi
  • Kavrama-yönelimli psikoterapi hastanın hastalığından farkındalığını ele alır
  • Dans terapisi
  • Onaylama terapisi
  • Anımsama terapisi
  • Gerçeklik-yönelimli terapi

Yorumlar

© 2013 alternatifterapi.com Tüm hakları saklıdır.

Eleman Türkiye