Dövüş Sanatları - Kökeni

Dövüş teknikleri, fiziksel egzersizler ve zihin disiplin yöntemlerini içeren geniş bir etkinlik dizisini kapsar.

Dövüş Sanatları

Dövüş sanatları, diğer becerilerle birlikte dövüş teknikleri, fiziksel egzersizler ve zihin disiplin yöntemlerini içeren geniş bir etkinlik dizisini kapsar. Dövüş sanatları, kaynağını Asya’nın kadim kültürlerinden alır ve günümüzde tüm dünyada kişisel savunma, egzersiz, sağlık, ruhsal gelişim, yasal yaptırım ve atletik yarışmalarda kullanılmaktadır. Her ne kadar dövüş sanatlarının yüzlerce farklı türü de olsa, çoğunun farklılıklarından çok benzerlikleri bulunmaktadır. Kapsamlı kategoriler içinde, genellikle farklı hocalar tarafından çok sayıda alt-okul ve sistem geliştirilmiştir. Dövüş sanatları genellikle yumuşak ya da sert, içsel ya da dışsal, yin ve yang oluşlarına göre sınıflandırılır ancak hepsinin de bu birbirini tamamlayıcı yönleri benimsemesi gerekir. Qigong (Çigong) gibi içsel sanatlar uysallık ve içsel güç üzerine odaklanır. Karate gibi sert sanatlar ise kas gücüne ve hıza, yıkıcı bir etkiyle yöneltilen kırma ve fırlatma teknikleri üzerinde hakimiyetin geliştirmesi üzerine odaklanır.

Karate "boş el” anlamına gelir. Bu savaş biçimi Japonya’nın Okinawa Adası’nda ortaya çıkmıştır. Karate şimdilerde ise genellikle Japon dövüş sanatlarının bütün gruplarını karşılayan genel bir terimdir. Karate saldırgan ve savunmacı hareketleri ele alır ve boğuşma ve güreşmeden kaçınır. Öğrencilere, bacaklarla atılan tehlikeli tekmeler de dahil vücudun hemen her yeriyle hızlı ve güçlü darbeler vurmak öğretilir. Karate aynı zamanda sert ve yumuşak stillerden oluşur. Bazı okullar, öğrencilerinin gerçek dövüşün darbelerini yumuşatmak için koruyucu ekipmanlar kullandıkları "full contact” karate öğretir.

Kung fu, Çince’de "beceri” anlamına gelir ve Çin’de gelişen dövüş sanatı yöntemlerinin tüm spektrumu için kullanılan genel bir terimdir. Çin’de kung fu’ya wushu adı verilir. Kung fu, hem saldırı hem de savunma pozisyonları için öğretilen binlerce sert ve yumuşak teknikten oluşur.

Kung fu yumruk, tekme, boğuşma ve bloke etme hareketlerinden ve bunlara ek olarak belli silahların kullanımından oluşur. Kung fu aynı zamanda Qi (Chi) enerjisini artırmak ve iyileştirmek için içsel yöntemleri de vurgulayabilir.

Aikido, Morihei Ueshiba (1883–1969) adındaki bir Japon öğretmen tarafından 1930’larda geliştirilen, kıyasla yeni bir dövüş sanatıdır. Ueshiba, saldırgan olmamayı vurgulayan bir dövüş sanatı icat etmek isteyen dindar bir adamdı. Japonca’da aikido "yaşam enerjisiyle bağlantıya geçmek” anlamına gelir. Aikido saldırganı etkisiz hale getirmek için öğrencilerine engelleme, kaçma, kapma, güvenli biçimde yere düşme gibi çeşitli teknikler öğretir. Aikido aynı zamanda Qi enerjisini büyütmenin içsel yöntemlerini de öğretir. Aikido "barış yolu” olarak da adlandırılır çünkü çatışmayı azaltma yolları olarak sevgi ve uyumun felsefi ideallerini öğretir.

Judo, Japonca’da "nazik yol” anlamına gelir ve 1800’lerde Jigoro Kano adında bir öğretmen tarafından bir eğitim yolu olarak geliştirilmiştir. Judo, tutma ve kapma gibi savunma hareketlerini vurgular ve öğrencilerine vücuttaki belli duyarlı bölgelere basınç uygulayarak saldırganın nasıl etkisiz hale getirileceğini öğretir. Judo, çeşitli müsabakalarda maçlar halinde icra edilmektedir.

Aynı zamanda t’ai chi de denen T’ai chi chuan, çok yavaş icra edilen hareketlerin sırayla akışından oluşur. Bu hareketler postürü ve vücut enerjisinin (qi) akışını vurgular. Her ne kadar bir dövüş sanatı olarak düşünülse ve savaş duruşlarından oluşsa da, tai chi daha çok bir meditasyon ve sağlık tekniği olarak kullanılmaktadır. Çin’de milyonlarca kişi, özellikle de yaşlı kimseler sağlık ve esnekliklerini iyileştirmek için her gün t'ai chi kullanmaktadır. T’ai chi, qigong’dan gelişmiştir ve enerji gelişimi, enerjinin şifa için etkin hale getirilmesi ve hastalıktan korunma gibi konulardan pek çok kavramı paylaşır.

Jujitsu, esneklik, atiklik ve hareket akışkanlığı üzerinde duran bir Japon dövüş sanatıdır. Silahların kullanımı ile birlikte tekme, yumruk, tutma ve vurma hareketlerinden oluşur. Tae kwon do, "tekme-yumruk-sanatı” anlamına gelen bir Kore dövüş sanatıdır. Tae kwon do, çok çeşitli, güçlü tekme ve yumruk tekniklerinden oluşur. Kendo, öğrencilerine çeşitli silahları çevik, hızlı ve etkili kullanmanın yollarını gösteren geleneksel Japon kılıç dövüşüdür. Kendo, aynı zamanda disiplin ve ahlak üzerinde de durur.

Dövüş Sanatı Seansları
Dojos adı verilen okullarda bulunan çoğu dövüş sanatı sınıfı benzerliklere sahiptir. Seanslar ısınma egzersizleri ve esneme ile başlar. Sonra okula bağlı olarak güç, hız ve canlılığı geliştirmek için belli egzersizler uygulanır. Sıklıkla öğrencilerin teke tek mücadele ettiği antrenman maçları yapılır. Bazı okullar öğrencilerin birbirlerine vurmaktan çekinmelerini isterken, diğerleri ise öğrencilerinden kendilerini gerçek darbelerden korumak için koruyucu ekipman giymelerini ister. Dersin sonunda sakinleşmek ve esnemek için egzersizler yapılır.

Çoğu dövüş sanatı, öğrencileri sınıflandırmak için, her ne kadar renkler ve sınıflandırmalar disiplinler arası çeşitlilik de gösterse, renkli kuşak sistemini kullanır. Genelde beyaz kuşak yeni başlayanları gösterir, kahverengi kuşak orta derecedekilere verilir. Siyah kuşak ise ustalara verilirken diğer kuşaklar aradadır.

Dövüş sanatı dersleri 1 ila 2 saat sürer. Bazı okullar öğrencilerine hafta boyunca istedikleri kadar ders almalarına izin verirken, diğerleri ise alınan derslerin sayısını sınırlar. Haftada 2 ila 3 ders önerilmektedir. 
Çok az aktiviteyle ilgili, dövüş sanatlarında olduğu kadar efsane ve mit vardır. Dövüş sanatları başlığı altında yüzlerce uygulama vardır ve bunlardan bazıları nesilden nesile aktarılmıştır. Ayrıca dövüş sanatları, tarihsel olarak kendini Batı dünyasından soyutlamış olan ülkelerde gelişmiştir. Bu nedenle, dövüş sanatlarının kökenleri hakkında birbiriyle çelişen pek çok teori ve görüş mevcuttur. Bilinen ise, dövüş sanatlarının Asya’nın Çin, Hindistan ve Japonya’yı içeren kadim kültürlerinde başladığıdır. Hem Çin hem de Hindistan’da, üzerinde insanların dövüş sanatları pozisyonlarında durduğu izlenimi bırakan resimler olan 2000 ila 4000 yıllık araç gereçler bulunmuştur. Bazı tarihçiler, bir dövüş sanatı olarak düşünülebilecek en eski sistemlerden olan, kadim Çin’den yayılan qigong’un 5000 yaşında ya da daha da eski olduğuna inanmaktadır. Bazı bilim adamları, dövüş sanatlarının gelişiminin en fazla M.S. 6. yüzyılda olduğunu belirtir. Bu tarih, efsaneye göre, Hindistan’dan Bodhidharma adlı bir Budist rahibin, Budizmi, yoga egzersizlerini ve meditasyon tekniklerini Çin’deki Shaolin Manastırı’na getirdiği tarihtir.

Dövüş sanatları fiziksel teknikler kadar entelektüel kavramları da içerir ve Doğu’nun pek çok din ve felsefe sisteminden de etkilenmiştir. Taocu felsefe, evrenin denge ve uyum yasaları içerisinde işlediğini ve insanların doğanın ritmine göre yaşaması gerektiğini iddia eder. Dövüş sanatları, denge ve olayların doğal akışına uyum sağlama konusunu işler. Budizmin, dövüş sanatlarını ilk kuran kişileri, nefes yöntemleri, meditasyon ve zihinsel ve ruhsal farkındalık teknikleri ile tanıştırdığına inanılmaktadır. Çinli Konfüçyüsçülük ise günlük hayattaki etik davranışlarla ilgilenir ve dövüş sanatları da çoğunlukla bu kaygıları ifade etmektedir. T’ai chi ve çeşitli kung fu yöntemleri gibi bazı dövüş sanatları qigong’dan türemiştir.

"Enerjinin işlenmesi” anlamına gelen qigong, Çin felsefesine göre sağlık ve güçten sorumlu olan evrensel yaşam enerjisi qi’nin vücuttaki akışını artırmak üzere tasarlanmıştır. Geleneksel Çin tıbbı da, vücut ve sağlığı daha iyi anlamak için dövüş sanatlarından türeyen kavramları içine dahil etmiştir. Terapötik egzersizler, geleneksel Çin tıbbındaki önemli tedavi yöntemleri arasında yer aldığından, bazı dövüş sanatları ustaları aynı zamanda uzman şifacılardır. Gerçekte, Çin’de tıbbi qigong olarak bilinen, çok sayıda hastalık ve bozukluğu tedavi etmede kullanılan qigong’un bir alt türü mevcuttur. Her ne kadar tıbbi qigong üzerine yapılan araştırmaların çoğu Çin’de yürütülmüş de olsa, bunlardan bazıları İngilizceye de çevrilmiştir. Piyasada, tıbbi qigong’un temel kavramlarını açıklayan videolar da bulunmaktadır.

Dövüş sanatları, Çin’den diğer Asya ülkelerine sıçramış ve en sonunda pek çok yeni varyasyonunun oluştuğu Japonya’ya ulaşmıştır. Karate, Japon dövüş sanatları için kullanılan genel bir kavramdır. Japonya’daki dövüş sanatları, Zen Budizminden ve savaş sanatları ile birlikte pek çok silah da kullanan samuray savaşçı geleneğinden etkilenmiştir. Bazı Japon eğitim okulları, Japoncada "savaşçının yolu” anlamına gelen bushido değerlerini benimsemiştir. Aşırı fiziksel ve zihinsel disiplinde ısrar eden bu sistem, dövüş sanatlarını ruhsal aydınlanmanın bir aracı olarak kullanır. Dövüş sanatları aynı zamanda Kore, Vietnam ve Tayland’da da gelişmiştir.

Dövüş sanatları, 1945’ten sonra, II. Dünya Savaşı’nda gazi olan birkaç Amerikalı ve İngiliz askerin, Japon dövüş sanatlarını, esir alındıkları Japonya’dan getirdiği zamana dek Batı dünyası için büyük ölçüde bilinmezdi. 1970’ler boyunca, Amerika’da popüler TV şovlarına ve karizmatik aktör Bruce Lee’ye bağlı olarak dövüş sanatlarına karşı bir ilgi patlaması yaşandı. Daha iyi bir iletişim ve öğreticiler arasında daha az gizlilikle birlikte, t’ai chi ve qigong’u da içeren Çin dövüş sanatları Amerika’ya ulaşmıştır. Günümüzde, tüm Amerika’da dövüş sanatları okulları mevcuttur ve dövüş sanatları multi-milyar dolarlık bir endüstri durumundadır. Dövüş sanatları dünya çapında kişisel savunma, spor, egzersiz, maneviyat ve sağlık yönünden popüler bir faaliyettir. Dövüş sanatlarının günümüz biçimleri arasında güney Hindistan’daki kalarippayattu, Filipinler’deki escrima, Malezya’daki pentjak silat, Okinawa’daki karate, Japonya’daki aikido ve Brezilya’daki capoeira yer alır.

Dövüş sanatlarının çoğu, geleneksel Çin felsefesinin temel kavramlarını kullanır. Qi (Chi), evrenin en temel yaşam enerjisidir. Vücutta qi, hayatı devam ettiren, görünmez yaşam gücüdür. Qi, yiyeceklerde, havada, suda ve gün ışığında bulunur. İnsan vücudunda en fazla qi’ye sahip olanın nefes olduğu düşünülür çünkü vücut herhangi diğer bir varlıktan çok daha fazla hava kullanır. Tüm dövüş sanatları nefes teknikleri üzerinde durur. Pek çok hareket ve zihinsel egzersiz, genel gücü sağlayan vücuttaki qi akışını düzenlemek üzere tasarlanmıştır. Dövüş sanatları ustalarının qi’lerini, yalnızca rakiplerine bakarak onları odanın diğer ucuna fırlatacak denli kontrol edebildikleri ile ilgili pek çok efsane mevcuttur. Qi’nin gelişimi ve kullanılması üzerine odaklanan dövüş sanatlarına içsel dövüş sanatları adı verilir. Bunun aksine, dışsal dövüş sanatları ise fiziksel egzersizler, savaş yöntemleri ve silahların kullanımı üzerine yoğunlaşır. Çoğu dövüş sanatı içsel ve dışsal yöntemleri birleştirir. 

Qi, meridyenler adı verilen enerji kanalları boyunca vücutta dolaşır. Meridyenler üzerinde qi’nin toplandığı belli noktalar (aku noktaları) vardır. Bazı dövüş sanatları vücuttaki, doğru biçimde basınç uygulandığında saldırganları etkisiz hale getirmek için kullanılabilen bu noktaların bilgisini uygulayan savunma teknikleri öğretir. Dövüş sanatları aynı zamanda, sağlığı iyileştirmek üzere meridyenler boyunca devam eden enerji akışını uyarmak için masaj ve egzersiz teknikleri de öğretir.

Yin ve yang kavramları da dövüş sanatlarında temel bir öneme sahiptir. Yin ve yang evrenin daima etkileşimde, zıt ve birbirlerini etkileyen iki farklı ancak tamamlayıcı ilkesidir. Yin soğuk, edilgenlik, karanlık, uysallık ve içsel hareket gibi niteliklerle bir tutulurken yang ise, sıcaklık, etkenlik, ışık, kendine güven, dışsal hareket vb. ile bir tutulur. Dövüş sanatlarında yin ve yang hareketleri birbirlerini dengelemeleri için kullanılır. Örneğin güçlü (yang) bir saldırının, bir yin ya da uysal bir tepki ile karşılanması gerektiği öğretilir. Dövüş sanatları, pek çok spor ya da savaş tekniği tarafından ihmal edilen farkındalık ve yin ya da edilgen niteliğin kullanımını işler. Dövüş sanatlarında kullanılan bir diğer önemli yin/yang kavramı ise, kişinin şiddete aşina oldukça, ondan kaçınmayı, ona direnmeyi daha fazla öğreniyor olmasıdır. Aikido gibi bazı dövüş sanatları, en temel dersleri olarak barışı öğretir.
Dövüş sanatları bireysel savunmayı öğretir ve kendine güven ve özsaygıyı geliştirir. Dövüş sanatları, egzersiz olarak kullanıldıklarında denge, güç, canlılık, esneklik ve duruşu düzeltir. Aynı zamanda kilo kaybını artırır ve kas tonusunu düzeltir. Zihinsel düzeyde ise, dövüş sanatları stres yönetimini öğretir, konsantrasyonu artırır ve irade gücünü yükseltir. Qigong ve t’ai chi gibi bazı dövüş sanatları, sağlık sorunları olanlar ve yaşlılar için etkili egzersizler sağlayarak uzun ömürlülük, hastalıklardan korunma ve iyileştirme amaçlı kullanılır.

Bazı eğitmenler dövüş sanatlarının, kendini dövüş sanatlarına adayan uygulayıcılara denge, huzur ve bilgelik getirerek spritüel uygulamalar için kullanılabileceğini öne sürer.
Dövüş sanatları öğrenci adayları, kendi amaçlarına en iyi şekilde uyan dövüş sanatı tarzını araştırmalıdır. Öğrenciler çeşitli okullardaki (dojos) sınıflara katılmalı ve doğru programı bulmak için öğrenci ve öğretmenlerle konuşmalıdır. İyi bir eğitmen bulmak ise doğru okulu bulmaktan çok daha önemlidir. Öğrenciler sabır, bilgi gibi pozitif özellikleri ve güçlü iletişim becerileri olan eğitmenleri aramalıdır. Öğrenci adayları, aynı zamanda yastıklı ve esnek zeminleri, boy aynaları ve içinde herhangi bir engel olmayan geniş uygulama alanlarını içeren yeterli tesise sahip okulları aramalıdır.
Dövüş sanatları tehlikeli olabilir. Öğrencilerin, öğrenmenin bir parçası olarak çoğu zaman darbeler alma ve yere düşme ile birlikte silahlarla savaşmaları gerekebilir. Öğrenciler, bu teknikleri olabildiğince güvenli biçimde öğreten öğretmen ve okulları aramalıdır. Sağlık durumları ve yaralanmaları olan kişiler bir dövüş sanatına katılmadan önce bir doktora danışmalı ve durumlarına aşina bir öğretmen bulmalıdır.

Yorumlar

© 2013 alternatifterapi.com Tüm hakları saklıdır.

Eleman Türkiye