Psikonöroimmünoloji (PNI) - Kökeni

Hastanın zihinsel durumunun hastalıkları ve şifayı etkilediğini iddia eden daldır.

Psikonöroimmünoloji (PNI)

Psikonöroimmünoloji (PNI), hekimlerin yüzyıllardır, belki de antik Yunan’dan da önceki zamanlardan bu yana benimsediği inançları uygulayan oldukça yeni bir bilim dalıdır. Önermesi, hastanın zihinsel durumunun hastalıkları ve şifayı etkilemesidir. PNI özellikle, zihin ve bağışıklık sistemi arasındaki bağlantıları araştırır. Psikonöroimmünoloji standart klinik terapilerin ötesinde gerçekleştirilen şifa verme yöntemlerini inceleyen araştırmacılar için bilimsel bir dayanak sağlar. PNI araştırmacıları,  bağışıklık sisteminin belli bir tarihe kadar yaşama isteği gibi psikolojik faktörlere yanıt vermesini sağlayan fiziksel bir bağlantı arar. Umutsuzluk gibi zihinsel durumların bağışıklık sistemini daha düşük bir savunma düzeyine geçmesi için uyarabildiği yolları incelerler. 

Psikonöroimmünoloji sözcüğü, New York Rochester’daki Rochester Üniversitesi Tıp Merkezi’nin psikiyatri bölümünde bir araştırmacı olan Robert Ader tarafından türetilmiştir. 1970’lerde Ader’in ve diğer araştırmacıların çalışmaları, stres ve anksiyete gibi deneyimlerin insanın bağışıklık sistemini nasıl etkileyebildiğine dair yeni bir anlayış sundu. 1970’lerde Ader’in laboratuar fareleri üzerinde yaptığı deneyler, çevresel faktörlerin bağışıklık sistemini etkileyebileceğini gösterdi. Ader’in çalışması, bağışıklık sistemini diğer vücut sistemlerinden ayrı tutan ve fiziksel olarak sinir sistemi ile etkileşiminin mümkün olmadığını kabul eden bilimsel verilere karşı çıktı. Diğer çalışmalar da Ader'in bulgularını destekledi. PNI, gelişmeye başladı ve bağışıklık sistemi ile diğer zihinsel ve ruhsal süreçler arasındaki etkileşimleri keşfeden yüzlerce araştırma gerçekleştirildi. PNI çalışmalarının birçoğu stres, kin ve depresyonun bağışıklık sistemi üzerindeki etkisine odaklanmıştı. Kalp hastalığı, osteoporoz, artrit, yara iyileşmesinde gecikme ve erken yaşlanma gibi pek çok durum stres ve olumsuz duygularla ilişkilendirildi. Ancak mutluluğun veya diğer olumlu duyguların sağlık üzerindeki faydaları üzerine (belki de test edilmesi daha zor olduğundan) çok az araştırma yapılmıştır.

Doktorların çoğu bir hastanın iyileşme arzusunun hastalığın sonuçları ile ilişkili olduğunu kaydeder. Klinik anekdotlar, kanıtlanabilir bir neden olmaksızın mucizevi iyileşmenin görüldüğü ya da ölümcül derecede hasta kişinin beklenenden çok daha uzun süre yaşadığı pek çok olguya dikkat çeker. Doktora (ya da şamana veya şifacıya) duyulan inancın da iyileşmede etkili olduğu düşünülmektedir. Antik Yunan hekimlerinden Galen "daha fazla güven duyan insanları daha başarılı biçimde iyileştirdiğini” yazmıştır.

Plasebo etkisi de iyileşmede ilginç bir etmendir. Plasebo, hastanın tıbbi olarak tedavi edildiğini düşünmesi için verilebilen, şekerden haplar ya da etkin olmayan reçetelerdir. Plasebo etkisinin gerçekleşme sıklığını ölçmek zordur ancak bazı araştırmacılar tüm hastaların üçte birinin plasebo etkisiyle iyileşeceğine inanır.
PNI özel bir terapiden ziyade bir araştırma alanıdır. Ancak PNI, geleneksel olmayan ya da holistik şifa verme yaklaşımlarının faydalarını ortaya koymuştur. Bunlar arasında kanser hastalarında psikoterapi ve danışmanlık, biofeedback ve stresi azaltmak için gevşeme terapileri yer alır. PNI çalışmalarının, bağışıklık sistemini baskılayan yöntemleri ortaya koymuş olduğu gibi bağışıklık sistemini güçlendirecek yeni yöntemlerin keşfine de yol açması mümkündür. PNI, uzun yıllardır zihnin hastalık ve iyileşme üzerindeki etkisine inanan insanlara da güvenilirlik kazandırır. Zihnin vücudu etkileyen ve tam tersi yönde bir etkinin gerçekleştiği fiziksel araçları kanıtlayarak PNI holistik şifa verme yaklaşımlarına bir ölçüde meşruluk kazandırır. 
Her ne kadar pek çok bilim insanı ilk başta PNI’nın bulgularını kuşkuyla karşılamış olsa da, 21. yüzyılın başlamasıyla bu alan geniş ölçüde güvenilirlik kazandı. Hala pek çok yeni araştırma yürütülmektedir ve PNI’ya ithaf edilmiş birçok akademik yayın vardır. Araştırmacılar, mutlu insanların uzun yaşadığı ya da öfkesini tutan kişilerin kanser olacağı inancına basit biçimde bilimsel destek sağlamadıklarını vurgularlar. Bunun yerine bağışıklık sisteminin nörolojik ve endokrin sistemlerle nasıl iletişime geçtiğini keşfetmektedirler. Bazı araştırmalar bağışıklık sistemi hücrelerince salgılanan bir madde olan sitokinin fonksiyonuna odaklanır. Pro-inflamatuar (iltihap üretici) ve anti-inflamatuar (iltihapla savaşan) olmak üzere iki ana sitokin sınıfı vardır. Sitokinler üzerine yapılan araştırmalar, stres gibi psikolojik etmenlerin bağışıklık sistemini baskıladığını kanıtlamıştır ancak aynı zamanda bağışıklık sistemindeki bu sapmaların psikolojik ya da davranışsal değişikliklere de neden olabileceğini göstermiştir. İlişki çift taraflıdır. Soğuk algınlığı gibi bir enfeksiyonla savaşan kimsede yorgunluk, sinirlilik ve iştah kaybı gibi davranışsal değişimler gerçekleşir. PNI, vücudun bağışıklık sistemindeki kompleks etkileşimlerin haritasını çıkarır. Ruhsal durum, hastalık, bağışıklık tepkisi, hastalığa yatkınlık ve sağlığın korunması incelenmiş faktörlerdendir. 21. yüzyılın ilk yıllarında ABD Halk Sağlığı Servisi PNI alanında yüzlerce araştırmaya ödenek vermiştir. PNI bilhassa, kanserli ve depresyonlu hastalarla ilgilenen araştırmacılar ve bakıcılar için aydınlatıcı olmuştur.

Yorumlar

© 2013 alternatifterapi.com Tüm hakları saklıdır.

Eleman Türkiye